Yazarlık Maceram – 1

Büyüğünden küçüğüne, hemen hemen her röportajımda yazamaya Wattpad’le başladığımı söylediğim zamanları hatırlıyorum. Daha öncesinde denemeler ve şiirler yazdığımdan bahsetmiştim ama hikâye işine Wattpad’le başlamıştım…

Ta ki… Sır Serisini nasıl yazdığımla ilgili bir soru gelene kadar…

Sanırım insan hafızası, belli değerlerin altını ya da belli dönemlerin akılda tutulmasını gereksiz buluyor ki o soru geldiğinde, aslında hikâyeler yazmaya çok daha evvel başladığımı fark ettim.

Hatta miadı, ilkokul üçüncü sınıftı. İstanbul Bölgesel masal anlatma yarışmasında kendi yazdığım masalla Kartal ilçesinde üçüncü olmuştum.

Sonra, Sır ile ilgili ilk hikâyemi ortaokulda kurduğum aklıma geldi. Eve ilk bilgisayarımız gelmiş ve ben de hemen başına geçip, ansiklopedilerden öğrendiğim Fransa haritası üstüne birinci dünya savaşıyla ilgili bir hikâye yazmıştım.

Bitirip bitiremediğimi tam hatırlayamadığım bu hikâyenin ilk bölümlerinin taslaklarına da geçen gün tekrar rastladım. Taslakları okudukça suratıma yerleşen sırıtmayı tahmin edersiniz…

Lise döneminde, bu taslak elime geçtiğinde, olgunluğun verdiği bilinçle kurguyu tekrar dizayn etmiştim. Bu sefer, o günlerin Amerika’sında geçiyordu. Üniversitedeyse olay bambaşka bir hal aldı. Peri için ilk adımlar atılmıştı. Kabaca hikâyeyi yazdıktan sonra rafa kaldırdım.

Her kurgunun teması da aynıydı. Birbirine aile gibi bağlı bir grubun adamın ortasında esir kalmış bir kızın yaşam mücadelesi.

Sonra, çok uzun yıllar boyunca başka hiçbir hikâye yazmadım. Sanırım, işte tam da bu yüzden yazmaya Wattpad ile başladığımı düşünüyordum.

Oğlumun doğumunun ardından tanıştığım Wattpad’in, amatör yazarlar için bir platform olduğunu bilmiyordum. Amacım, başta uzmanlığım ve uzmanlığımı destekleyecek diğer bilim dallarıyla ilgili kaynak kitap arayışıydı. Eşim, uygulamanın aynı zamanda romanları da barındırdığını söylediğinde düşünmeden yüklemiştim.

Platforma girip dolaşmaya başladığımda herkesin kendi hikâyesini fark ettim. Başta çocuksu kurgularla karşılaştım. İçerisindeki saflıklara güldüm. Yaklaşık dört sene öncesiydi ve aslında çok uzun zamandır edebiyat ve sinemanın, hatta operaların bile değişmeyen kitlesi kötü çocuk – cici kız kurgularını okuyarak eğlendim. Sonra bir gün ben de yazabilirim diye bir hikâye açtım.

Özgün bir bilim kurguydu… Okunmadı…

Platformdaki pek çok okunan, popüler kurguya göre araştırma isteyen grift bir anlatımı vardı ve bence ben, o zamanlar gerçekten çok iyi yazıyordum.

Okunma oranlarına en başından beri hiç takılmadım ve dert etmedim aslında. Dert ettiğim, geri dönüş alamamaktı. Sessiz okurlarımın bolluğu, beni başka kategorilere yönlendirdi.

Bu sefer, Romantizm kategorisinde şansımı denedim. İlla kötü çocuk olmamalıydı ya da Romantizm kategorisinde mutlaka aşk hikâyesi bulunmamalıydı. İçten içe yine, popüler kitapları takip eden okurla savaşıyordum. Klişelere bayrak açmıştım.

Fakat istediğim geri dönüşü o kurgumda da alamayınca çok sinirlendim. İnsanların okumak istedikleri şeylerin, taklit klişeler oluşuna çok kızdım ve âlâsını yazabilirim diyerek bir fantastik yazmaya başladım.

Masum ama ava dönüşmüş bir kız, vampirlerin arasındaydı… (Şu an yüzümde büyük bir gülümseme var… Tabii ki yaptığım çocukluk için.)

Bir bölüm, iki bölüm derken anladım ki benim ruhumda yok bu klişe işi.  Maalesef yapamıyordum; hâlâ yapamıyorum ya; neyse…

En sonunda dayanamadım; aşağı yukarı istediğim ilgiyi görmüş ve Wattpad’i bu şekilde kabul etmiştim. Yapacak bir şey yoktu. Oradaki okura istediğini veremezdim. Yaklaşık yüz kişi olan takipçi sayım, fantastik kurguma bir mitoloji oluşturmam ve benzerleri gibi klişeden çıkarmamla kırklı rakamlara kadar düştüğünde önemsemedim. O andan sonra anladım ki, hikâye anlatmayı seviyordum. Tüm kurgularım kendi içlerinde gerçek masallara dönüşüyordu. Bu yüzden mahlasımı da Gerçek Masallar diye değiştirip sadece kendi zevkim için yazmaya başladım.

En sonunda Sır’a başladığımda, bölüm başına onlu rakamlarda olan okunmam ortalama yüz elli bin’e kadar çıkmıştı. Bu, (bilmeyenler için) o dönemden beri Wattpad hikâyelerinde ortalamanın oldukça üstünde bir rakamdır; ama inanır mısınız o zamanda da, şimdi de benim için değişen bir şey olmadı. Fantastik kurgumu klişeden çıkarttığım andan itibaren bir daha okunma sayıma bakmadım. Kurgularımın genel okunmaları milyonları geçtiğinde hep okurlarımdan öğrendim.

Kaleminden etkilendiğim, sevdiğim kurguları kendi kurgularımda tanıtmaya başladım. Üstelik aynı kategoride başa baş yarıştıklarımı bile… Yayınevlerinin Wattpad’i keşfinden evvel insanlar bunu garipsiyordu. Yayınevlerinin Wattpad’i keşfinden sonra iyice şaşırdılar. Onlara göre kendi ellerimle, kendime rakipler çıkarıyordum.

İşin aslı, ben sadece masal anlatmayı sevdim. Bunun dışında ince hesaplarla uğraşmadım ve sanırım bu sebeple de, insanların neden şaşırdıklarını anlayamadım. Ne yani? İnsanlar tanıttığım bir kitabı okumaya ve almaya başlarlarsa beni mi bırakacaklardı?

Konuyu uzatmadan asıl anlatmak istediğim mevzulardan birine geleceğim. İşte tüm bu hengâmenin içerisinde, Sır serisini yazmaya başladım demiştim ya hani; o Sır serisi, basılan ilk kitabım, aslında ortaokulda başladığım, lisede değiştirdiğim, sonrasında Peri’ye evirdiğim sürecin son haliydi.

 

Gerçi Peri’yi, kurgulanışı Sır’dan önce olmasına rağmen sonra yazdım; çünkü ilk iki acemi hikâyemi net hatırlıyorken Peri’deki detayları hiç düşünmemiştim. Gerçi, Sır tamamen Spontane başladı ve aslında o herkesin dilindeki meşhur TİTANLAR kurgunun kötü adamlarıydı ama Sır ile fark ettim ki, kalem benim elimde… Orası benim dünyam… İstediğim yere gider, istediğim karakterin geleceğini değiştirebilirim.

Böylece yazdıklarımda iyice kendim olmaya başladım ve yanlış biliyorsam düzeltin ama öğrendiğim kadarıyla, çok karakterli kurguda, birinci ağız anlatımda, her karakterin düşüncesiyle olayları anlatması ve hatta bir kurgu içerisinde birden fazla ana karakterin bu şekilde ele alınması hali de ilk kez oldu.

Aslında Wattpad’de tek kitap olan Sır, yayınevimin ansiklopedi işine henüz girişmemiş olması sebebiyle üçe bölünmek zorunda kaldı. Böylece seriye döndü ve ismi de doğal olarak değişti.

Bu bölümde, biraz olsun kabaca ilk adımlarımdan bahsetmeye çalıştım. Basılmış ya da interaktif devam eden, biten her kitabım ayrı bir macera oldu benim için. Hepsini paylaşmaya devam edeceğim. Keyifli bir okuma olmuştur umarım.

 

Sevgilerimle

Öykü ODABAŞ KANNECİ

Darıca – 15 Haziran 2017

Genel içinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir